Kamu maliyesi tanımlamalarında vergi, devletin hâkimiyet (egemenlik) gücüne dayanarak, kanuna bağlı olarak ve karşılıksız şekilde gerçek ve tüzel kişilerden zorunlu olarak aldığı parasal yükümlülüktür. Amaç, genel ve ortak kamu hizmetlerinin finansmanıdır.
Vergi doğrudan ve bire bir bir hizmet karşılığı olmaksızın alınır. Yani ödediğiniz vergiye karşılık devlet size belirli, ölçülebilir bir mal veya hizmeti “sunmaz”; vergiden elde edilen gelir ise devlet bütçesine girer ve bütün toplumun yararına yapılan harcamalarda kullanılır.
Vergi dışındaki diğer bütçe gelirleri ise aşağıdaki şekilde özetle sıralanabilir:
| Gelir Türü | Kısa Tanım | Karakteristik |
| Harç | Kamu idaresinin bireye sunduğu belirli bir hizmetin (pasaport, tapu, dava vb.) maliyetine katılım bedelidir. | Hizmetle doğrudan bağlantılı, karşılıklı. |
| Resim | İdarenin bir faaliyet üzerinde kontrol veya izin yetkisi kullanması karşılığında alınan bedeldir (ruhsat vb.). | Düzenleyici nitelikte, karşılıklı. |
| Şerefiye (İmar değer artış payı) | Kamu yatırımının özel taşınmaza sağladığı değer artışının bir kısmının alınmasıdır. | Kısmen karşılıklı; faydaya dayalı. |
| Parafiskal gelir (Sosyal güvenlik primleri) | Sosyal güvenlik kurumlarının, sigortalılardan topladığı yasal primlerdir. | Zorunlu ama özel amaçlı, ileride hak doğurur. |
| Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri | Kamu işletmelerinin kârı, kamu taşınmazlarının kira gelirleri vb. | Piyasa faaliyetlerinden doğar; gönüllü niteliğe sahiptir. |
| Faiz gelirleri | Devletin kamu varlıkları, alacakları veya mevduatları üzerinden elde ettiği faiz kazançlarıdır (örneğin Hazine’nin banka alacakları). | Piyasa kaynaklı, gelir getirici ve gönüllü ilişkilidir. |
| İdari para cezaları | Hukuka aykırı davranışlara uygulanan parasal yaptırımlardır. | Cezai, zorunlu, karşılıksız. |
| Borçlanma gelirleri | Devletin iç ve dış piyasalardan borçlanarak elde ettiği fonlardır. | Geri ödemeli; faiz ve anapara taahhütlü. |
| Bağış ve yardımlar | Gerçek/tüzel kişilerden veya yabancı ülkelerden gelen gönüllü katkılardır. | Karşılıksız ve gönüllü. |
Vergiyi bu gelirlerden ayıran özellikler:
Karşılıksızlık (ivazsızlık): Vergide bireysel ve doğrudan bir hizmet-karşılık ilişkisi yoktur; harç ve resimde ise vardır.
Zorunluluk: Vergi ödeme yükümlülüğü yasayla konur ve istisna, muafiyet şartları dışında herkesi ilgilendirir; diğer gelirlerin bir kısmı gönüllülük esasına bağlıdır.
Genel kamu giderlerini finanse etme amacı: Vergi, bütçenin en büyük ve sürekliliği en yüksek gelir kalemidir; para cezaları ve şerefiye gibi diğer kalemler ise cezai bir müeyyide ya da belirli bir faydaya yöneliktir.
Tek taraflı-yasa temelli: Devlet, vergi toplama yetkisini egemenlik hakkından alır; borçlanmada ise piyasa ile sözleşme ilişkisi vardır (karşılıklı taahhüt).
Peki devlet egemenlik hakkına dayanarak vergi aldığında vatandaşlarına neyi taahhüt eder?
Devlet, egemenlik hakkına dayanarak vatandaşlardan vergi aldığında, doğrudan bir hizmet taahhüt etmez; ancak anayasal ve yönetsel bir güvence olarak şu temel taahhütleri üstlenmiş olur:
- Eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, altyapı, ulaşım, çevre koruma gibi temel ve kolektif hizmetleri sunmayı taahhüt eder. Bu hizmetlerin bireysel değil toplumsal yarara göre dağıtılması esastır.
Bu açıklamalardan sonra “Deprem Vergisi” nedir?
Resmî Adı: Özel İletişim Vergisi (ÖİV)
İlk olarak 1999 Marmara Depremi sonrasında 26 Kasım 1999 tarihinde 4481 sayılı kanunla geçici olarak yürürlüğe kondu. Halk arasında bu nedenle “deprem vergisi” olarak anıldı.
Basit bir tanımla genel olarak ÖİV hangi hizmetlerden alınır?
- GSM şirketlerinin sunduğu haberleşme hizmetleri
- Kablolu ve kablosuz internet hizmetleri
- Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetleri
Özel İletişim Vergisinin Bütçe Gelirleri içindeki payı nedir?
Özel İletişim Vergisi’nin (ÖİV) bütçe gelirleri içindeki payı oldukça sınırlıdır ve genellikle bindelerle ifade edilen düzeydedir. Örneğin: 2021 yılı bütçesinde ÖİV, toplam vergi gelirleri içinde yaklaşık binde 4 oranında yer almıştır — yani % 0,4 gibi bir paya sahiptir.
Bütçedeki genel vergi gelirlerinin büyük kısmı KDV, ÖTV, gelir ve kurumlar vergisinden oluşur. Örneğin: Orta Vadeli Program verilerine göre, vergi gelirleri 2024 yılı bütçesinde toplam gelirlerin yaklaşık %87,8’ini oluşturmuştur.
Peki Özel Tüketim Vergisinin (ÖTV) “Deprem Vergisi” adıyla anılan vergilerle bir ilgisi var mıdır? Nerde ve ne zaman ortaya çıkmıştır?
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), 12.06.2002 tarihli ve 4760 sayılı Kanun ile kabul edildi. 1 Ağustos 2002 tarihinde yürürlüğe girdi.
Yürürlüğe girmeden önceki hali ise;
ÖTV’den önce, aynı mallardan farklı adlarla çok sayıda dolaylı vergi alınmaktaydı. ÖTV, bu dağınık yapıyı birleştirmek ve sadeleştirmek amacıyla getirildi. Eski sistemde kullanılan başlıca vergi isimleri şunlardı:
| Eski Vergi Adı | Açıklama |
| İstihlak Vergisi | Tüketim üzerinden alınan yaygın bir vergi türüydü. |
| Taşıt Alım Vergisi (TAV) | Motorlu taşıt alımlarında ödenirdi. |
| Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) | Benzin, motorin gibi yakıtlardan alınan vergiydi. |
| Eğlence Vergisi, Lüks Tüketim Vergisi, vb. | Belirli özel veya lüks mal ve hizmetler üzerinden alınan diğer dolaylı vergilerdi. |
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV); kısaca daha önce adları yukarıda sayılmış olan vergilerin sadeleştirilmiş ve tek bir kanunda toplanmış hali olarak akaryakıt, otomobil, tütün, alkol gibi mallar üzerinden alınan bir vergi türüdür ve doğrudan ya da dolaylı olarak “deprem vergisi” olarak anılan vergiyle hiç bir ilgisi yoktur.
SONUÇ:
Türkiye’de halk arasında sıkça dile getirilen “deprem vergisi” ifadesi, çoğu zaman yanlışlıkla Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile ilişkilendirilse de, gerçekte 1999 Marmara Depremi sonrasında getirilen ve hâlen yürürlükte olan Özel İletişim Vergisi’ni (ÖİV) ifade eder. Ancak ÖİV’nin bütçe gelirleri içindeki payı oldukça düşüktür ve genellikle %1’in altındadır. Buna karşın ÖTV; akaryakıt, otomobil, tütün ve alkol gibi ürünlerden alınan yüksek getirili bir vergidir ve depremle doğrudan hiçbir ilgisi yoktur. Bu karışıklık, ÖTV’nin kamuoyunda sık hissedilmesi ve bu iki vergi türünün yakın tarihli ve benzer isimlerle anılması yanılgısından kaynaklanmaktadır.
Rıza CEYLAN/Vergi Başmüfettişi
Bir Cevap Yazın